Sosyal Güvenlik Kurumu Çalışanları


jurnal-haber 6079bBilindiği üzere, Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı’nın birleşmesiyle oluşan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Genel Sağlık Sigortası uygulaması ile birlikte ülkenin tamamına hizmet veren büyük bir kamu kuruluşudur, hatta en büyük kuruluşudur.

 

erdal-koca d2411Şimdi burada bu nadide kuruluşumuzun yapısını değil ama çalışma şeklini, alt kısım personele bakış tarzını ele alarak, ne yapılması gerektiği hususunda âcizane düşüncelerimizi açıklayacağız.

Değerli okuyucular, otuzüç yıldır ekmeğini yediğim, emek verdiğim ve bir çocuk gibi birlikte büyüdüğümüz Sosyal Sigortalar Kurumu’ndan Sosyal Güvenlik Kurumu’na uzanan yolda bu gün birlikte yürüyeceğiz. İlk memuriyete başladığım ve çalıştığım ünitenin en geç memuru sıfatıyla 1981 yılından bu yana biz yaşlanarak, SSK da gençleşerek adeta bir gelinlik kız gibi ailesini ve soyadını da değiştirmek suretiyle gençleşti.

O yıllarda hem Kurumun ve hem de çalışanlarının, kapıcısından müdürüne kadar her kesmin ayrı bir saygınlığı ve çalışanların da kendileri arasında hiyerarşik düzeninin yanında, sevgi, saygı, güven ve samimiyete dayalı bir bağ vardı.

O yıllarda Kurum (SSK), sadece prim toplayan, kendi hastalarını kendi hastanesinde tedavi eden ve hak edenlere emekli maaşı ödeyen bir kurum iken, bu gün yukarıda da belirtildiği gibi Ülkenin tamamına hizmet veren dev bir Kurum.

Yine o yıllarda Kurum çalışanları, özlük haklarının yanında almış oldukları fazla mesai, maaş, döner sermayeden pay, ikramiye gibi ödeneklerle, Ülkemizdeki en iyi maaş veren bir Kurumdu.  Bu durum o yıllarda Kurumun prim tahsilat oranını yüzde doksan dan aşağı düşürmüyordu.  Çünkü her çalışanın bir aidiyet duygusuyla kuruma bağlılığı vardı.

O yıllardan başlayarak, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun yürürlüğe girdiği 31.05.2006 yılına kadar kurumun gelirleriyle giderleri arasında hazineye önemli ölçüde yük olacak bir açığı yoktur.

Ne zaman ki kuramlar birleşti, özel kuruluşlarda sağlık hizmeti alımı başladı ve SSK olarak hastaneler elinden alındı, Kurumun açığı da artmaya başladı. Zira özel sağlık kuruluşlarında sağlık hizmeti alımıyla birlikte, daha da önemlisi bu özel sağlık kuruluşlarının kendilerine müracaat eden her hastaya, grip olana, üşütene, öksürene, aksırana bile adeta checkup yaparak faturaları yükseltmesinin de önemli rolü var ve hala olmaktadır.

Bunların yanında en önemli husus; SSK primlerinin zamanında tahsil edilememesi.

Sevgili okuyucular, işte asıl sorun da bu, primlerin zamanında tahsil edilememesi.

Düşünebiliyor muşunuz? Kurum olarak siz, Kuruma beyan edilen sigortalıların kendilerinin ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin her türlü sağlık giderini karşılayacaksınız, günü dolmuşsa o sigortalıyı emekli edecek, maaş bağlayacaksınız ama sigorta primlerini tahsil edemeyeceksiniz. Bu kurumun destek almadan ayakta durması elbette ki mümkün değildir.

Şimdi bu konulardan fazla derine girmeden SGK nın kendi personeline bakış açısını, personelin de kuruma karşı bakış açısını eleştirmek değil, açığa çıkarmak lazım.

Yukarıda belirttiğim ve o cümlenin altını kalın çizgilerle çizmek isterim; ‘’Aidiyet duygusu’’ demiştim. Bahsettiğimiz zamanlarda kurum da çalışanların bir aidiyet duygusu vardı. Şimdi o duygu maalesef yok. Hiçbir çalışan Kurum ile kendisini birleştiremiyor. Neden?

Nedeni şu; memur olan gençler, ailelerinin bunca emeğinden sonra üniversiteyi bitirmiş, yüksek ideallere sahip bireyler olarak işe başlıyor ama henüz bir yılını dahi doldurmadan bu kurumdan kaçmanın yollarını arıyor. Zira, bunca yıllık emeğinden sonra 1.800,00.-TL  maaş alıyor. Aynı durumda olup, aynı şartlarda maliyede işe başlayan bir memur ise yaklaşık bunun iki katı oranında maaş alıyor.

Diyebilirsiniz ki bu nasıl olur? 

Şöyle olur; Siz çalışanınıza memur değil de ‘’uzman’’ sıfatını koyarsanız memurun bir buçuk, iki katı maaş alır bu kadar basit.

Hemen hemen bütün kurumlar, kendi çalışanlarına daha fazla maaş vererek enflasyona ezdirmemek için veya onların refah seviyesini yükseltmek için bu tür yollarla fazladan maaş öderken, ne hikmetse Sosyal Güvenlik Kurumu’nda çalışan memurların da elindekiler alınıyor.

Nedir onlar; 666 sayılı KHK ile' ek ödeneklerinin kesilmesi, ikramiyelerinin kesilmesi, İstanbul farkının kesilmesi gibi birçok hakkı da elinden alındı.

Bunu bir örnekle belirtmek istiyorum;  SGK’da ‘’İcra Memuru’’ diye bir kadro var. Bu kadro Yönetmelikle tanımlanmış, icra memurlarının görev ve yetkileri ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Bu tanımlar arasında bu icra memurlarının ünite dışarısında ve il sınırları içerisinde fiili haciz yaparak Kurum alacaklarını takip ve tahsil etmekte var.

Bu da demek oluyor ki, SGK icra memurları, diğer arkadaşları yağmurda, çamurda, karda, sıcakta ve soğukta içeride çalışırken bunlar bu şartlar altında dışarıda çalışmak zorundalar ve işin garip tarafı da içeriden çalışan memur arkadaşlarından daha az para alıyor olmaları.

Bu özlük hakları konusunda SGK İcra Memurları Derneği çok özverili çalışmasına, sorunları ve çözüm önerilerini bir rapor halinde Sayın Başbakana kadar sunmalarına rağmen ne yazık ki bir sonuç alamamışlardır.

Bu konuda o zaman SGK da İhtilaflı Prim İşleri Daire Başkanı Sayın Bekir HANÇER beyin olağan üstü çabaları ve adı geçen derneğin başkanı Sayın Olkan UZMAN beyin ve yönetim kurulu üyelerinin de özverili çabalarına yakından şahidim.

Şunu da belirtmek isterim ki; SGK da çalışan icra memurlarına ne kadar fazla maaş verilirse verilsin bunların bu parayı hak etmeleri bir yana, bunu yapacakları icra-i tahsilatlarla zaten çıkaracaklardır. Burada önemli olan husus; Kurumun kendi çalışanına sahip çıkması ve aidiyet duygusu oluşturmasıdır.

İşte bu sebepledir ki, çalışanlar asla kendisini bu kurumla özdeşleştiremiyor, en kısa zamanda burada kurtulmanın yolunu arıyor.

Bu durum, meslekte uzmanlaşmayı engelliyor, yetişmiş personel sıkıntısına yol açıyor ve dolaysıyla şu teknoloji çağında ne yazık ki artması gereken verim ve kalite her geçen gün düşüyor.

Saygılarımla…

Erdal Koca - Jurnal Haber

Kaynak:http://www.jurnalhaber.com/makale/erdal-koca/-sosyal-guvenlik-kurumu-calisanlari/54.html


Etiketler: